ORTAÇAĞ EKONOMİK EKOSİSTEMİNDE YEMEN’İN KONUMLANDIRILMASI

Author :  

Year-Number: 2018-XXXIII
Language : null
Konu : Ortaçağ Tarihi
Number of pages: 189-225.
Mendeley EndNote Alıntı Yap

Abstract

Keywords

Abstract

Keywords


  • İbnü’l-Fakih, Gamdan mıntıkasından 37 Makdîsî, Ahsenü’t-Tekâsîm, s. 114; İbnü’l-Mücâvir, Târihü’l-Mustabsır, s. 128, 138-139. 38 Makdîsî, Ahsenü’t-Tekâsîm, s. 114. Galafika’nın bu yönüyle kaçakçılar için ideal bir yer olabileceği akla gelebilir. Kızıldeniz sahilindeki bu liman, Aden Limanı’nın sahip olduğu her türlü işlevsellikten uzaktır. 39 İbnü’l-Mücâvir, Târihü’l-Mustabsır, s. 99. 40 İbnü’l-Esir, el-Kâmil fi’t-Târih, çev. Ahmet Ağırakça ve diğ., İstanbul, 2008, X, s. 15; elÖmerî, Mesâliku’l-Ebsâr, s. 325. 41 İbnü’l-Mücâvir, Târihü’l-Mustabsır, s. 147-148. 42 Bkz. Câhız, et-Tebassur bi’t-Ticâre, çev. M. Mahfuz Söylemez, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, S. 42, s. 305-331, Ankara, 2001, s. 321; Gırnatî, Tuhfetu’l-Elbâb ve Nuhbetu’l-A’câb, haz. Fatih Sabuncu, İstanbul, 2011, s. 103. 43 İbn Havkal, Sûretü’l-Arz, s. 46; Nâsır-ı Husrev, Sefernâme, s. 114; Abdulhalık Bakır, Ortaçağ İslam Dünyasında Taş ve Toprak Mamulleri Sanayi, Ankara, 2001, s. 97.

  • ve ekibiyle birlikte işe girişir. Madeni ham cevher olarak elde etmek ile onu işlemek, sonrasında bir yüzük taşına yahut süs objesine dönüştürmek ayrı ayrı ellerde gerçekleşir. 44 Bîrûnî, Kitâbu’s-Saydana fi’t-Tıb, çev. Esin Kâhya, Ankara, 2011, s. 269. 45 İbnü’l-Fakih, Kitâbü’l-Büldân, thk. Yusuf Hâdi, Beirut (Ȃlemü’l-Kütüb), 1996, s. 35. 46 Câhız, et-Tebassur bi’t-Ticâre, s. 311. 47 Yâkut el-Hamevî, Mûcemü’l-Buldân, thk. Ferîd Abdulazîz Cundî, Beirut (Dârü’l-Kütübi’lİlmiyye), t.y., I, s. 557; ed-Dımaşkî, el-İşâre ilâ Mehâsini’t-Ticâre, çev. Abdulhalık Bakır, (Ortaçağ Tarihi Metinlerine Dair Çeviriler – 1 içerisinde), Ankara, 2008, s. 489. 48 Bkz. Ahmet N. Özdal, “Ortaçağ İslam Dünyasında Farklı İşletmecilik Türleri ve Organizasyonel Yapıları – Bir Taslak”, Marmara Türkiyat Araştırmaları Dergisi, C: I, S: I, s. 73-95, İstanbul, Bahar-2014, s. 81-82.

  • ile bakraniyye ve savaniyye türünde yüzük kaşlarına dönüştürülen iki çok kıymetli mücevher taşı vardı. Kesimi iyi yapılmış savaniyye türü bir yüzük taşı 100 Dinardan pahalıya alıcı bulabiliyordu. Buzurg b. Şehriyâr, Yemen’deki bir dağdan sızan ve toprağa ulaşınca kristalize olarak değerli bir şapa dönüşen sudan bahsetmektedir. Hakikaten de Yemen şapı, Ortaçağ boyunca önemini korumuş, hatta Anadolu’daki şap madenlerinin işletilmeye başlandığı 13. yüzyıldan sonra bile –değeri düşen Mısır şapının aksine– kaliteli olarak addedilmiş, değerini kaybetmemişti. Ancak çıkarılan şapın önemli bir kısmı, tabakalama malzemesi olarak Sa’da ve Necran’ın deri atölyelerine dağıtılıyordu. Diğer bölümü Sana şehrinde depolanıyor, oradan Mısır’a götürülerek İskenderiye üzerinden Akdeniz ticaret havzasına aktarılıyordu. Yemen’deki ekonomik bağlamda kayda değer bir başka maden alanı Huzeyl bölgesindeydi. Bu madenden gümüş ve sarı bakır alaşımlı cevher çıkarılmaktaydı. Ayrıca 10. ve 11. yüzyıllarda İslam coğrafyasındaki en kaliteli talk, Yemen’de çıkarılıyordu. Bu ülkede kendiliğinden yetişen ve kerestesinden yararlanılan ağaçlar arasında armal, habb ez-zilem, magrık, Arap akasyası, sedir ve sığla ağaçları bulunuyordu. Tihame Dağları’nda yetişen, düzgün dallara sahip, kerestesi kırmızı, sert, güçlü ve lifli yapıdaki habb ez-zilem ağacından Araplarca hem kap-kacak, ok ve benzeri aletler yapılıyor hem de kaliteli bir sicim / urgan imal 50 Mez, İslam’ın Rönesansı, s. 500; Nâsır-ı Husrev, Sefernâme, s. 114. 51 Bakır, Taş ve Toprak Mamulleri Sanayi, s. 98. 52 İstahrî, Kitâbü’l-Mesâlik ve’l-Memâlik, çev. Murat Ağarı, İstanbul, 2015, s. 29; A. Grohmann, “Yemen”, MEB İA, C: XIII, s. 372-373, Eskişehir, 2001, s. 372. 53 İbn Havkal, Sûretü’l-Arz, s. 46. 55 Buzurg b. Şehriyâr Râmhürmüzî, ʼAcâibü’l-Hind, çev. Can Ceylan, İstanbul, 2009, s. 132. 56 A. Bakır, Ortaçağ İslam Dünyasında Tekstil Sanayi, Giyim-Kuşam ve Moda, Ankara, 2005, s. 346. 57 A. Bakır, Ortaçağ İslam Dünyasında Madencilik ve Maden Sanayi, Ankara, 2002, s. 126. 58 Bîrûnî, Kitâbu’s-Saydana, s. 253. ediliyordu; ayrıca bazı türlerinin meyvesi de yenilebiliyordu. Bahsedilen sicim, Arap Yarımadası’nda kova ipi olarak kullanıldığı gibi Hint Okyanusu’nda işleyen celbe / dhow tipi gemilerin inşasında da kullanılıyordu. Magrık ağacı kerestesi de kap-kacak yapımında kullanılmaktaydı. Yemen’in derin vadileriyle dağ eteklerinde yetişen şakab (Opuntia Ficus-India) ağacının kerestesi parlatıldığında göz alıcı sarı veya kırmızıya çalan bir renk alıyordu. Bu kereste de yay gövdesi, ok, oyun zarı, kap-kacak yapımında kullanılmaktaydı. Ayrıca küçük, siyah, tatlı meyvesi hem taze olarak hem kurutulmak suretiyle kuruyemiş olarak tüketilebilirdi. Armal adıyla bilinen bir başka ağaca ait kereste, tarçına benzer görünümüne sahip, kokulu ve tadı aromalıydı. Değerli addediliyordu, Yakındoğu ve Horasan bölgesinin tüm iplik tezgâhları bu keresteden yapılıyordu. 13. yüzyılda ormanlardan elde edilen kerestenin hazırlanmasından ve şehirdeki marangoz atölyelerine satışından sorumlu resmi bir kurum (dîvân) vardı. Marangozlar, yukarıda adı geçen alet-edevat haricinde tüm Arabistan Yarımadası’na satışı gerçekleşen meşhur mahâraları (deve-üstü tahtırevan) da imal ediyorlardı. Tek veya çift kişilik olarak yapılan, gerek oturma ve yaslanma kısmı gerekse gölgeliği ve tutma kolları ile yolcunun konforu düşünülerek dizayn edilmiş bu mahâraların yapımında kullanılan tüm malzemeler –kereste, urgan, deri vs.– de Yemen menşeliydi. Yemen’in aşılması zor alanlardaki sahipsiz ormanlarında ayrıca limon, muz, turunç, narenciye, mürrüsafi, demirhindi, palmiye, sidr, manşam gibi meyve ağaçları da bulunuyordu. Bu bölgelerde ulaşılarak toplanan meyveler de ticarete konu oluyordu. Yemen, 12. yüzyılda İslam dünyasına muz ihraç 59 Bîrûnî, Kitâbu’s-Saydana, s. 438; A. Bakır, “Ortaçağ İslam Dünyasında Deri, Tahta ve Kağıt Sanayi”, Belleten, C: LXV. S. 75-160, Ankara, Nisan – 2001, s. 103. 60 Bakır, “Deri, Tahta ve Kağıt Sanayi”, s. 143. 61 İbnü’l-Fakih, Kitâbü’l-Büldân, s. 35. 62 Bîrûnî, Kitâbu’s-Saydana, s. 422. Günümüzde Yemenlilerce şavkî diye adlandırılan bu ağaç türü, hint inciri olarak bildiğimiz meyveyi veren ağaçtır. Ağacın yaprakları kaktüsü andırır. Meyvesi (hint inciri), bağırsak çalıştırıcı özelliği ile bilinir ve C vitamini deposudur. 63 Bîrûnî, Kitâbu’s-Saydana, s. 52. 64 İbnü’l-Mücâvir, Târihü’l-Mustabsır, s. 62. Ne kefe (veya çuval) ağırlığı / ebadı hususunda ne de bahsedilen dönemdeki dinarın mahiyeti (ağırlığı, saflığı, Yakındoğu’da kullanılan dinarlarla değer eşitliği) hususunda kesin bir veriye ulaşamadık, ancak metinde bahsedilen resmi kurumun 1 kefe / çuval tahtayı 2 Dinar’a sattığı bilgisi geçmektedir. 65 İbn Cübeyr, Rıhletü’l-Kinanî, s. 39. ediyordu. Manşam ağacından elde edilen sarımsı beyaz renkli ve güzel kokulu meyveler (tropikal Yemen fındığı) Mekke ve Medine’ye gönderilmekteydi. Yemenlilerin sidru’l-abah (zizyphus jujuba / Yemen hünnabı) dedikleri ağaçtan toplanılan meyveler yemiş olarak tüketiliyordu ve tohumları da tıbbi amaçla kullanılıyordu. Sidr ağacının en iyi cinsi hacar idi, bu ağaç yabani olarak yetiştiği gibi kraliyet bahçelerinde de özel olarak yetiştirilirdi. Yabani olarak yetişen ve farmakolojide kullanılan bir diğer ağaç ise bunk (Arap akasyası / Acacia Arabica) idi. Günümüzde soğuk algınlığı, bronşit, ishal, dizanteri, kanama ağrıları tedavisinde kullanılmakta olan bu bitkinin tıbbi özellikleri Ortaçağ’da da bilinmekteydi. Aşnah (Parmelia Perlata), Cidde-Yemen arasındaki sahilin taşlık yerlerinde yetişen çiçekli bir likensi / mantarsıdır. Sert iltihapları giderme, kas sıkılaştırma, bağırsak yumuşatıcı ve kabız yapıcı etkileri tabiplerce tespit edilmişti ve ilaç yapımında kullanılmak üzere ticarete dâhil ediliyordu. Azfaru’t-tıbb ise Aden-Cidde arası sahillerde toplanılan bir yumuşakçaydı. Hindistan’dan çokça talep gören ve buraya ihracatı yapılan bu kabuklu yumuşakça, hem ilaç terkiplerinde hem de parfümeri alanında –tütsü hammaddesi olarak– yerini alıyordu. Sukkar (manna / kudret helvası), Yemen’de ‘uşer ağacı ve benzeri dikenli çalılıkların üzerinden toplanılan, nasıl oluştuğu hakkında ilginç söylentilere sahip, gıda olarak tüketildiği gibi tıbbi kullanımı da olan, şekerli bir maddeydi. Kalıplar haline getirilerek satışa sunulurdu. Günümüzde, bu maddenin aslında bazı ağaç türlerinin ince dallarındaki kılcal boşluklardan çıktığında hava ile temas ederek pamuk şekeri görünümünde katılaşan tatlı bir reçine türü olduğu düşünülmektedir. Ortaçağ’da ise insanlar bunun –tıpkı 66 Gırnatî, Tuhfetu’l-Elbâb, s. 105. Muz, Sana, Zebîd şehirleri ile Cennet Vadisi mıntıkasında yetişiyordu, el-Hemdânî, Sıfatu Cezîreti’l-Arab, haz. D. H. Müller, ed. Fuat Sezgin, (İslamic Geography içerisinde), Frankfurt, 1993, s. 76. 68 Bîrûnî, Kitâbu’s-Saydana, s. 208-209. 69 Bîrûnî, Kitâbu’s-Saydana, s. 122-123. 72 Bîrûnî, Kitâbu’s-Saydana, s. 216; el-Hemdânî, Sıfatu Cezîreti’l-Arab, s. 200. Kur’an-ı Kerîm’de bahsedilen menne gibi– belli zamanlarda gökyüzünden yağdığına inanmaktaydılar. Güney Arabistan’da, yine ağaç reçinesi olarak toplanılan bir başka madde vardı ki, çok pahalı olmasıyla biliniyor ve geniş çapta ticareti yapılıyordu: Günlük. Günlük ağacı (luban), sadece Umman’daki Hasîk ile Yemen-Umman arasındaki Harîc arasında bulunan 150 fersahlık alanın vadilerinde, nehir yataklarında kendiliğinden yetişiyordu. Endemikti, tohumsuz ve bodur bir ağaçtı. Bundan luban (Arap günlükü) elde ediliyordu. Yine Şihr ve Umman arasındaki alanlarda yetişen bir diğer günlük ağacı türünden, biraz daha ucuz olan kavr (yalancı akgünlük) elde ediliyordu. Somali’de toplanılan ve buradan Aden’e getirilen aslî (Somali günlükü) ise en pahalı tür idi ve fiyatı lubanın iki misliydi. Lubanın bir kısmı, kavr ve aslî, Aden’e getirilir, burada paketlenerek dünyanın her yerine ihraç edilirdi. Bu üç günlük türü, minimal diyemeyeceğimiz koku farklılıklarına sahiptirler. Yani aslında üç farklı parfüm hammaddesi söz konusudur. Darv veya zaruv (sıvı günlük / Liquidambar Orientalis) ise sığla ağacı zamkına verilen isimdi. Sığla ağacı, vadilik Barakaş ve Hîlan’da bol miktarda yetişiyordu. Yaprakları, kalpte oluşan liflenme (fibrilasyon) tedavisinde kullanılan merhemin ana etken maddesiydi.

  • Bu ağacın tıpta kullanım alanı oldukça genişti. Antiseptik ve yara iyileştirici özellikleri biliniyordu; ağız iltihabı, nezle, grip tedavilerinde ve kusturucu olarak kullanılmaktaydı. Sığla ağacının yağı sabitleyici –kokunun uçmasını engelleyici– özelliği ile parfümeri sanayinin vazgeçilmezi olduğu gibi, reçinesi (darv / zaruv) de kendine has kokusuyla yine parfüm yapımında kullanılıyordu. Bu reçine Yemen’de toplanır, ham haliyle Mekke’ye gönderilirdi. Mekke’de öğütülerek pudra haline getirilir ve hususiyetle kadın parfümü bileşiklerine dâhil edilirdi. Çok önemli bir parfüm hammaddesi olan amber, iki farklı şekilde elde edilebiliyordu. İspermeçetlerin karnında oluşan bir madde olan ve oluşum 73 Kur’an-ı Kerîm’de menne kelimesi, Sina Çölü’ndeki Hz. Musa kavmi ile alakalı olarak, üç yerde geçmektedir. Bkz. Bakara Süresi, 57. Ayet; Araf Süresi, 160. Ayet; Taha Süresi, 80. Ayet. 74 Buzurg b. Şehriyâr, ʼAcâibü’l-Hind, s. 132. 75 Hudûdu’l-Ȃlem, s. 107; Bîrûnî, Kitâbu’s-Saydana, s.314. 76 Nihal Ş. Utku, Kızıldeniz - Çöl, Gemi ve Tacir, İstanbul, 2012, s. 319. 79 Kazvînî, Ȃcâibu’l-Mahlûkât ve Garâibu’l-Mevcûdâd, Beirut (Dâru’ş-Şarki’l-Arabî), t.y., s. 153. nedeninin yenilen ama tam sindirilemeyen mürekkepbalığı, kalamar benzeri deniz canlıları olduğu tahmin edilen amber, bu balık tarafından püskürtülünce dalgalar tarafından Yemen sahillerine taşınıyordu. Develeri üzerinde yaşadıkları bölgenin okyanus sahilinde gezen el-Mehra aşireti mensupları tarafından aranırdı. Bazen bir elmadan biraz daha büyük kütleler halinde bulunurdu. Yüzeyi beyaz olan bu amberin, eğer kazınacak olursa içinin kırmızıya çalan siyah bir renge sahip olduğu fark edilebilirdi. el-Şihrî diye adlandırılıyordu ve en kaliteli tür addediliyordu. Amber parçaları Aden ve Muha sevâhilinde de aranıyordu. Bulan kişiler onu sultanın vekiline götürüyor, büyüklüğüne bağlı olarak bir elbise ve birkaç altın karşılığında teslim ediyorlardı. Diğer taraftan, Umman ya da Yemen kıyılarında karaya vuran balina olgusuyla sık karşılaşılmaktaydı. Kaynaklarda uvâl veya battân gibi ifadelerle isimlendirilen ispermeçet / kaşalot balinalarının kıyıya vurmaları, o civarda yaşayan ahali için tıpkı “gökten yağan kudret helvası” gibi Tanrı’dan bir lütuf anlamına geliyor olmalıydı. Çünkü aynı anda, et, yağ, amber (balinanın midesinden çıkarılır) elde ediliyordu. Balina yağı (sayfa) Arabistan’da aydınlatmada kullanılıyordu. şekilde kıyıya vuran veya bizzat avlanılan başka büyük balıkların derileri, sanatkârlarca eşya yapımında kullanıldığı gibi bazı balık türlerinin sırt yüzgeçlerinden tarak, yüzük, bıçak sapı gibi aletler de yapılıyordu. Aden Limanı’nın bazı noktalarında ise istiridye avcılığı yapılıyor, bu dalışlar sayesinde sedef ve inci elde ediliyordu. Bugün olduğu gibi, Ortaçağ’da da balıkçılık Yemen’in önemli ekonomi uğraşılarından birisiydi. İbnü’l-Mücâvir, avlanan çeşitli balıkların ismini vermektedir ki, el-ebyaz, el-arabî, semeku’l-arab, safiyye, mihnef, el-merh, essıbâyâ, bu balıklardan bazılarıdır. Söz konusu bu balıklardan bugün bildiğimiz adlarıyla tespit edebildiklerim arasında, orkinos, somon, kılıçbalığı, uskumru ve sardalya bulunmaktadır. Söylediğine göre avlanan balıklar Zebîd şehrine 80 Kalkaşendî, Subh’l-Aʼşâ fî Sınâʼati’l-İnşâ, thk. Muhammed Hüseyin Şemseddîn, Beirut (Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye), 1987, II, s. 131. 81 İbn Havkal, Sûretü’l-Arz, s. 33; Makdîsî, Ahsenü’t-Tekâsîm, s. 112. 82 Kalkaşendî, Subh’l-Aʼşâ, II, s. 130. 83 Buzurg b. Şehriyâr, ʼAcâibü’l-Hind, s. 32-33; Süleyman et-Tâcir, Ahbârü’s-Sîn ve’l-Hind, çev. Ramazan Şeşen, İstanbul, 2012, s. 67-68; İbnü’l-Mücâvir, Târihü’l-Mustabsır, s. 282. 85 Bakır, “Deri, Tahta ve Kağıt Sanayi”, s. 82. 86 Hudûdu’l-Ȃlem, s. 107; İstahrî, Kitâbü’l-Mesâlik ve’l-Memâlik, s. 29, 35; İbn Havkal, Sûretü’lArz, s. 53.

  • İncirin balas cinsi, kayısının berkûk cinsi ve eriğin fersk cinsi de zikredilmeye değerdir. Yetiştirilen diğer meyveler arasında, mayhoş ve tatlı türden elmalar, armut, ayva, nar, şeftali ve turunçgiller sayılabilir. Hât şehrinde de armut, şeftali, badem gibi meyve ve yemişler elde edilmektedir. Yemen’de yetiştirilen bir diğer önemli meyve ise hurmadır. Bu ülkede yetiştirilen hurma çeşitlerini zikreden –bazıları: ebyâz, mehâl, asîl, kerveh, hudârî– İbnü’l90 Hudûdu’l-Ȃlem, s. 106. 92 Hudûdu’l-Ȃlem, s. 107; İbn Ruste, el-‘Alaku’n-Nefîse, s. 111. 93 Bîrûnî, Kitâbu’s-Saydana, s. 177. Bîrûnî, hintahtan yapılan ekmeğin buğday ekmeğine kıyasla daha besleyici olduğunu söyler. 96 İstahrî, Kitâbü’l-Mesâlik ve’l-Memâlik, s. 29. 97 el-Hemdânî, Sıfatu Cezîreti’l-Arab, s. 133. 98 İbnü’l-Fakih, Kitâbü’l-Büldân, s. 124. İbn Cübeyr, yetiştirilen kara ve kırmızı üzümden bahsetmektedir, İbn Cübeyr, Rıhletü’l-Kinanî, s. 83. İbn Hurdazbih, Hayvan mıntıkasında büyük salkımlı üzümlerin yetiştirildiğini söylemektedir. O, ayrıca Asâfet mıntıkasında da geniş çaplı bağcılık yapıldığını zikreder, İbn Hurdazbih, Kitâbü’l-Mesâlik ve’l-Memâlik, çev. Murat Ağarı, İstanbul, 2008, s. 116. 101 el-Hemdânî, Sıfatu Cezîreti’l-Arab, s. 197. 102 İbn Ruste, el-‘Alaku’n-Nefîse, s. 111; el-Hemdânî, Sıfatu Cezîreti’l-Arab, s. 196-197. Mücâvir, hurmanın Ebyen’de ve Aden’e yakın olan es-Suhar’da üretildiğini söyler. Hurması ile ünlü bir diğer şehir ise Necran’dır. Öte yandan Sana’da ve diğer bazı şehirlerde yoğun biçimde sebze üretimi yapılmaktadır. Mekke ve Medine’deki parfüm üretim tesislerinin ihtiyacı olan ıtırlı ot ve çiçeklerin bir kısmı (yasemin, nergis, reyhan, gül vs.) Sana’daki çiftçiler tarafından üretilmektedir. Yemen’in adından söz ettirdiği bir diğer üretim faaliyeti hayvancılıktır. Bilhassa Hadramut bölgesinde yaşayan Mehreliler tarafından yetiştirildiği için mehârî diye anılan develer tüm Ortadoğu’da bilinip tanınmaktadır. Mehârî cinsi develer, hızlı, beyaz (ve güzel görünümlü) ve kavurucu sıcaklıklarda uzun yolculuklara dayanıklı oluşlarıyla tercih edilirler. Bu ülkede büyükbaş hayvan yetiştiriciliği, iyi seviyedeydi. Hemdânî, 10. yüzyılda yetiştirilen bazı sığır türlerinin isimlerini ve özelliklerini vermektedir. Söylediğine göre hadiriyye cinsi sığırlar göz dolduran iriliğe sahip, kas yapısı gelişmiş bir türdür ve etleri de lezzetlidir. Cublâniyye türü sığırlar, daha çok derisi için beslenirler ve simsiyah derileri Sa’da şehrinin maharetli ellerinde sandaletlere dönüştürülür. Cendiyye türü sığırlar, kaliteli karkas sağlarlar, bu yüzden fiyatları da yüksektir. Sana ve Tihame’de yaygın olan yüksek süt verimli zurab türünden olanlar boyunlarındaki hörgüç ile tanınırken, şurra türünden olanlarsa kocaman sivri boynuzlarıyla diğer türlerden ayrılırlar. Birçok kaynakta deniz yoluyla Aden ve Şihr’den Hindistan’a çok pahalı Arap atlarının gönderildiği bilgisi yer alır. Önceki yüzyıllara ait kaynaklarda ara ara geçen bu ihracat bilgisinin 13. ve 14. yüzyılın kaynaklarında hem niceliksel bağlamda hem de bilgi detayı açısından 106 el-Hemdânî, Sıfatu Cezîreti’l-Arab, s. 200. İstahrî de, Necran ve Curaş’ın hurmalıklarının bulunduğunu kaydeder, İstahrî, Kitâbü’l-Mesâlik ve’l-Memâlik, s. 27. 108 Hudûdu’l-Ȃlem, s. 107; İstahrî, Kitâbü’l-Mesâlik ve’l-Memâlik, s. 29; İbn Havkal, Sûretü’lArz, s. 46. Bu deve cinsi, Ayzab bölgesindeki Bûce halkı tarafından ve Habeş halkı tarafından da yetiştiriliyordu. Arabistan’da deve yetiştirilen diğer yerler arasında Necid, Hicaz ve Umman da vardı, İbn Battuta, Tuhfetü’n-Nuzzâr, I, s. 72; Maurice Lombart, İslamın Altın Çağı, çev. Nezih Uzel, İstanbul, 2002, s. 231. 109 el-Hemdânî, Sıfatu Cezîreti’l-Arab, s. 198-201; A. Bakır, Ortaçağ İslam Dünyasında Itriyat, Gıda, İlaç Üretimi ve Tağşişi, Ankara, 2000, s. 151. Hemdânî’nin bu kaydı bize, Yemenli besicilerin sadece ülkelerindeki yerli ırklarla yetinmemiş olabilecekleri, belki Afrika kökenli zebu, tuli ırklarıyla yahut Hindistan kökenli nelore ırkıyla karmalar yaparak yeni türler oluşturmuş olabilecekleri hakkında fikir verebilir.

  • Ancak bu uğraşının ekonomik bir anlamı olup olmadığını açığa çıkaracak net bilgiye henüz ulaşmış değiliz. Bu faaliyetlerden elde edilen ürünlerin –gıda maddeleri– bir bölümü doğrudan etrafa ihraç edilmektedir ve Yemen’in bu alandaki en ciddi pazarı, Harem Bölgesi (Mekke ve Medine)’dir. Yıl boyunca devam eden gıda tedariki, Hac mevsiminde ise, tahmin edileceği üzere adeta patlama yaşar. İbn Cübeyr, gönderilen erzak arasında buğday, bakliyat, yağ, bal, taze meyve ve kuru üzüm, badem gibi kuruyemişlerin bulunduğunu söyler. Bu ticaretin aktörleriyse, daha önce de geçtiği üzere el-Becîle gibi bazı aşiretlerdir. Hemdân, Cehran, Havlân gibi muhitlerde süzme yoğurt üretilir. Ayrıca Yemen’in hemen her yerinde tereyağı üretimi vardır. Tereyağı, kahvaltılık, yemeklik olarak tüketiminin yanı sıra bol kalorisi ile kervan yolcuları için ideal enerji kaynağıdır. Bir kısmı da tatlı üretiminde kullanılır. Bu çerçevede şeftali, turunçgiller ve havuç reçelleri ve çeşitli tatlıların imalatları vardır. Bu üretimlerde tatlandırıcı olarak da çoğunlukla hurma şurubu kullanılır. Diğer yandan, Yemen’in balı da meşhur olup bu tarz ürünlerin muhteviyatında 110 Bkz. Marko Polo, II, s. 187-188; İbn Battuta, Tuhfetü’n-Nuzzâr, I, s. 220, 470; el-Ömerî, Mesâliku’l-Ebsâr, s. 30. İbn Battuta, Yemen, Fars ve Umman’dan gelen ciyâd cinsi küheylanların Hindistan’da 500 Dinar civarında alıcı bulduğunu, iyi cins Arap yarış atlarının ise 1000-4000 Dinar arasında fiyatlandırıldığını nakletmektedir. 111 Serjeant, “The Ports of Aden and Shihr”, s. 219. 112 Marko Polo, II, s. 187, 188. 113 İbn Hurdazbih, Kitâbü’l-Mesâlik ve’l-Memâlik, s. 67. 114 İbn Garsiyye, Risâletu Ebî Âmir bi Garsiyye fi’ş-Şuubiyye, (Nevâdiru’l-Mahtûtât – I içerisinde, s. 245-254 arasında), thk. Abdusselam M. Harun, Kahire (Mektebetu Mustafa el-Babi elHalebi), 1972, s. 247; Buzurg b. Şehriyâr, ʼAcâibü’l-Hind, s. 70. 115 İbn Cübeyr, Rıhletü’l-Kinanî, s. 83, 91. 116 el-Hemdânî, Sıfatu Cezîreti’l-Arab, s. 198. Metinde, neredeyse katı gibi duran bir yoğurttan bahsediliyor. Belki de söz konusu olan yoğurdun özelliği böyledir. 117 el-Hemdânî, Sıfatu Cezîreti’l-Arab, s. 197-198. tatlandırıcı olarak yer alabilir. Bu ülkede bal şerbetinden bir tür meşrubat (bît) da üretilmektedir. Atıştırmalık / kahvaltılık balın bu ülkeye has bir konseptte pazarlanma biçimi de vardır. Şöyle ki, öncelikle belli bir süre güneşte bekletilerek kıvamı arttırılan bal, ince-uzun bardaklar şeklinde kesilip hazırlanmış bambu gövdelerine doldurulur ve kremalize olması için birkaç gün soğuk mahzenlerde bekletilir. Ardından da bambuların ağız kısımları kireçle sıvanarak kapatılır. İyice kurumasının ardından satışa sunulur. Gönderildiği yerler arasında, Hicaz (Mekke), Irak (Bağdat) ve Mısır (Fustat) vardır. Satın alan kimse bunu evinde yemek istediğinde, ister kireç kısmını kırıp temizleyerek isterse de bambu kısmını bir ekmek bıçağı ile keserek tüketebilir. SINAÎ ÜRETİM Yemen’de madeni eşya üretimi (özellikle mutfak kap-kacakları) ile Halî’deki ve Tihame Sahili’nin diğer bir-iki atölyesindeki cam mamul üretimi, 118 Bakır, Itriyat, Gıda, İlaç Üretimi ve Tağşişi, s. 246-247. 119 el-Hemdânî, Sıfatu Cezîreti’l-Arab, s. 168; Mez, İslam’ın Rönesansı, s. 493. zikredilmeye değer. Öte yandan, Asîr’de hurma yapraklarından sepet örülmekte, Mucira’da halat ipi eğrilmektedir. Sana, Zebîd gibi büyük şehirlerde el sanatları da gelişmiş düzeydedir. Yine Yemen, kitap ciltleme sanatında farklı bir ekolü temsil eder. Bu ülkenin çilingir ustaları da meşhurdur.

  • Ama Ortaçağ ekonomik ekosistemi göz önüne alındığında, bu ülkeye ait üç sanayi kolunun fazlasıyla gelişmiş olduğu fark edilir: Kılıç üretimi, dericilik ve tekstil. Bu sanayi kollarını özel yapan en önemli şey ise, üretim için gereksinim duyulan temel hammaddelerin çoğunlukla dışarıdan temin edilmeleridir. Mesela anlatılara, şiirlere konu olan ve Horasan’da taklitleri de imal edilmeye başlanan Yemen kılıçlarının demiri Hindistan’dan ithal edilmektedir. Gırnatî, bir kılıcın eğer Hind’de kurşunlanıp Yemen’de işlenecek olursa mükemmel nitelikte addedileceğini söyler. Kitâbu’l-Hiyal’da da, Yemen’de üretilen iki tür kılıçtan es-sanaînin demirinin Hindistan’dan, es-sâkilenin demirininse Serendib (Sri Lanka)’den veya Bilman (Doğu Hindistan)’dan getirildiği yazmaktadır. Yemen’deki demirci ustalarının imal ettikleri zırhlar da İslam dünyasına ihraç edilmekteydi. Tüm Ortaçağ boyunca İslam dünyasının Yemen’e yönelik ilgi gösterdiği en önemli alan, buranın tekstil ürünleriydi. Yemen, İslam ülkelerine kendi ürettiği peştamal, sofra bezi, entari (erkek ve kadın tipi) ve sık dokunmuş elbiseler ihraç etmekteydi. Ama en çok adını duyurduğu tekstil ürünü, Yemenî burde (hırka) idi. Dokumacılık sanayinde kullanılan hammaddeler arasında, yün, deve kılı, keçi kılı, keten, pamuk ve ipek bulunuyordu. Yemen’in çeşitli yerlerinde pamuk ekimi yapılmaktaydı. Hadrama’da da pamuk ekiliyor olmalıydı. Ancak bu kayıttan anlaşılan ifade, bu pamuğun düşük nitelikli ve ucuz olduğunu düşündürtür. Sokotra Adası da 120 Bkz. İbn Ruste, el-‘Alaku’n-Nefîse, s. 112; Grohmann, “Yemen”, s. 373; Serjeant, “The Ports of Aden and Shihr”, s. 223-224. 121 Bakır, Madencilik ve Maden Sanayi, s. 345. 122 Bkz. Bedîü’z-Zamân el-Hemedânî, Makâmât, haz. Rahmi Er, İstanbul, 1994, s. 139; İbn Bîbî, el-Evâmiru’l-Alâiye fî Umûri’l-Alâiye, haz. Mürsel Öztürk, Ankara, 1996, I, s. 307. 123 Kitâbu’l-Hiyal fi’l-Hurûb, Süleymaniye Kütüphanesi, Esat Efendi nr. 1884, v. 5a. 124 Gırnatî, Tuhfetu’l-Elbâb, s. 101. 125 Kitâbu’l-Hiyal fi’l-Hurûb, v. 4b. Ayrıca bkz. Ahmet Özdal, Türklerin Savaş Sanatı, İstanbul, 2008, s. 70. 126 İbn Hurdazbih, Kitâbü’l-Mesâlik ve’l-Memâlik, s. 67; Gırnatî, Tuhfetu’l-Elbâb, s. 104; Bakır, Tekstil Sanayi, Giyim-Kuşam ve Moda, s. 109. 127 el-Mekkî, Kûtu’l-Kulûb fî Muâmeleti’l-Mahbûb, çev. Yakup Çiçek - Dilaver Selvi, İstanbul, 2014, II, s.153.

  • Aden’de dokunan burdeler de şöhretliydi, bu yüzden İran’ın Rey şehrinde bu burdelerin benzerleri üretilmeye başlanmıştı. Bu dokumaları kaynaklarda zikre değer kılan şey, daha çok üst ve orta-üst sınıftan müşterileri hedefleyen dokuma atölyesi işletmecileri tarafından üretilmeleriydi. Pahalıydılar ve bunu sağlayan şey, bazen kullanılan hammaddenin değerli oluşu bazen de işçilikteki mükemmellik, ama çoğu zaman her iki etkenin bir araya gelmesiydi. Diğer taraftan Yemen ekonomisine tekstil alanında asıl katkıyı sağlayan unsur, alt ve orta-alt gelir grubu için basit ve çok ucuz dokumaları hazırlayan bağımsız mikro-işletmelerdi (micro-enterprise). İbnü’l-Mücâvir, Tihameli ev kadınlarının 128 Marko Polo, II, s. 181. 129 İbn Battuta, Tuhfetü’n-Nuzzâr, I, s. 371. 130 Serjeant, “The Ports of Aden and Shihr”, s. 223. 132 Câhız, et-Tebassur bi’t-Ticâre, s. 314. 133 C. Tomar, “Zebîd”, DİA, C: XLIV, s. 165-167, İstanbul, 2013, s. 167. 134 İbn Havkal, Sûretü’l-Arz, s. 293. 135 Sâdî-i Şirazî, Gülistan, çev. Yakub Kenan Necefzâde, İstanbul, 2000, s. 104. 136 Bakır, Tekstil Sanayi, Giyim-Kuşam ve Moda, s. 165-166. deve kılı ve ucuz pamuktan eğirdikleri kalın-kaba ipliklerle dokunan çok ucuz elbiselerden bahseder. Söylediğine göre bu tarz elbiseler daha çok garibanlar, dışlanmışlar, köle ve cariyeler gibi, toplumun en alt kesimini oluşturan müşteriler hedeflenerek hazırlanmaktaymış. Sert yapılı, ağır sayılmayacak bu giysilerin fiyatları 5 ila 80 Dirhem aralığındaydı. Yemen’in sınaî üretimi söz konusu olduğunda üzerinde durulması ehemmiyet arz eden bir diğer önemli faaliyet, dericilikti. Sa’da, en önemli dericilik merkeziydi. En önemlileri bu şehirde olmak üzere Sana, Zebîd, Aden, Curaş ve Necran’da da dabakhaneler vardı. Sepicilikte kullanılan tuz, kireç ve şap ihtiyaçları, ülkedeki kireç, kaya tuzu ve şap ocakları tarafından karşılanıyordu. Kaya tuzu ocakları Ma’ribu’l-Cevş havzasındaydı. Deri boyalarının bir kısmı başka ülkelerden temin edilmekteydi. Buralarda tabakalanacak deriler iki farklı kaynaktan sağlanmaktaydı. Birinci kaynak, Yemen’in mezbahalarından ve şahsi kesim yapanlardan temin ettikleri derileri bu tabakhanelere satan tedarikçi tüccarlardı. Yemen, önceki bölümde de geçtiği üzere önemli miktarda sığır, keçi ve deve varlığına sahipti ve bazı sığır türleri yalnızca derileri için yetiştirilmekteydi. Bir diğer kaynak ise, Afrika Boynuzu dediğimiz, günümüzde Somali, Cibuti, Eritre ve Etiyopya’yı içine alan bölgeydi. Bu bölgeden zenc kaplanı denilen kırmızı-beyaz renkli postlar, olasılıkla bölgenin adına izafeten barberiyye diye adlandırılan leopar, çita, zürafa gibi yabani hayvanlara ait postlar ile Mavi Nil (‘Abbay / Nîlu’l-Azrak) civarında avlanan timsah derileri, Zeyla Limanı’nda toplanıyor ve buradan Aden, Cizan, Hudeyde sahillerine aktarılarak, kara yoluyla Yemen’in tabakhanelerine ulaştırılıyordu. Somali ve Habeş memleketlerinden getirilen sığır derileri de Zeyla üzerinden aynı yolları takip ederek Yemen’e getirilirdi. Bu noktada anavatanı Güney ve Doğu Afrika olan nguni ırkından sığırlara ait derilerin, alacalı ve rengârenk olmaları sebebiyle seyyahlar tarafından kaplan derisi sanıldığını da belirtmemiz gerekiyor. Somali’den çok miktarda deve derisinin de Yemen’e gönderilme ihtimali yüksektir. İbn Battuta, bu ülkeye ait bir şehirde her gün yüzlerce devenin kesiminin yapıldığını aktarır. 137 Bu ucuz elbiselere el-hecîre denirdi, İbnü’l-Mücâvir, Târihü’l-Mustabsır, s. 231. 138 el-Mekkî, Kûtu’l-Kulûb fî Muâmeleti’l-Mahbûb, II, s. 153. 139 İbn Hurdazbih, Kitâbü’l-Mesâlik ve’l-Memâlik, s. 116; İstahrî, Kitâbü’l-Mesâlik ve’l-Memâlik, s. 28; İbn Havkal, Sûretü’l-Arz, s. 45; Makdîsî, Ahsenü’t-Tekâsîm, s. 109. 140 Süleyman et-Tâcir, Ahbârü’s-Sîn ve’l-Hind, s. 65, 66; İbn Havkal, Sûretü’l-Arz, s. 52, 62; Ali Mazaherî, Ortaçağda Müslümanların Yaşayışları, çev. Bahriye Üçok, İstanbul, 1972, s. 345. 141 İbn Battuta, Tuhfetü’n-Nuzzâr, I, s. 361.

  • Yemenlilerin kullandıkları tutkal, olasılıkla reçine kökenliydi ve Sokotra Adası’ndan getiriliyordu. 142 Câhız, Yemen’den ihraç edilen malları sıralarken manda derisini, zürafa derisini, tabaklanmış ve yünü üzerinde derileri de listeye dâhil eder, Câhız, et-Tebassur bi’t-Ticâre, s. 321. 143 Kudame b. Cafer, Kitâbu’l-Harâc, s. 83; Ebu’l-Fidâ, Takvîmu’l-Buldân, s. 95; İdrisî, Nüzhetü’l-Müştâk fî İhtirâki’l-Ȃfâk, Kahire, 1994, I, s. 55. 146 Nâsır-ı Husrev, Sefernâme, s. 132; İbnü’l-Mücâvir, Târihü’l-Mustabsır, s. 13-14. 147 İbnü’l-Mücâvir, Târihü’l-Mustabsır, s. 97-98; Bakır, “Deri, Tahta ve Kağıt Sanayi”, s. 80. 148 Makdîsî, Yemen’de lüks ciltçilik pazarının revaçta olduğunu, bazen bir Kur’an-ı Kerim’in (ya da yaklaşık bu ebatlarda bir kitabın) ciltlenmesi için 2 Dinar ödeme yapıldığını söyler,

  • Geniza belgelerinde, Târihü’l-Mustabsır’da ve Nüzhetü’l-Müştâk’ta, Aden’den transit geçen ürünlerin listeleri verilmiştir. İbnü’l-Mücâvir’in verdiği listeye göre Aden, İslam dünyasına ait kahvaltılık zeytin, zeytinyağı, susamyağı, uşnan, sabun, katran, buğday, pirinç, un, şeker, bal gibi ürünlerin Hint Okyanusu uzamındaki ülkelere açıldığı limandır. Aynı şekilde Hint Okyanusu ülkelerinden getirilen meşin minder, meşin yastık, Hint 151 Ahmet N. Özdal, Ortaçağ Ekonomisi ve Müslüman Tüccarlar (X-XIV. Yüzyıllar), İstanbul, 2016, 194. 152 William Heyd, Yakındoğu Ticaret Tarihi, çev. Enver Ziya Karal, Ankara, 1975, s. 41. mamulü nalın, at elbisesi, süs boncukları, kereste, helile (macun kıvamında), karanfil, pirinç, susam, halat, salamura balık, canlı hayvan (keçi vs.) gibi maddeler de İslam dünyasına Aden Limanı’ndan giriş yapmaktaydı.

  • Goitein, Geniza dokümanlarına dayanarak bu limandan geçen ürünlerin kalabalık bir listesini oluşturmuştur. Bazı Ortaçağ yazarları, Yemen’den getirilen ticaret mallarına ilişkin malumat verirlerken Aden’in bir transit ticaret merkezi olduğunu hesaba katmayıp tüm Hint Okyanusu ürünlerini anma hatasına düşerler. Bu karışıklığın önüne geçmeye yönelik olarak Aden üzerinden geçen malları ihtiva eden bir diyagram aşağıda verilmiştir. Bu ürünlerin her birinin taşındığı, kendine özgü farklı ticaret rotaları vardı. Mesela Hindistan’da çıkarılan zümrüt, Sandan ve Kinbaya limanları 153 İbnü’l-Mücâvir, Târihü’l-Mustabsır, s. 142-143. 154 Listede, İslam dünyasından gönderilenler arasında, maden türünden (bakır sanayi ve diğer madenlerden) 7 çeşir ara mal, ev-mutfak eşyası türünden 7 kalem eşya, kap-kacak ve süs objesi türünden 23 kalem eşya, gıda türünden 10 kalem ürün ile bunlardan başka, çeşitli kategorilere ait 20 kalemden fazle ticaret metası bulunmaktadır. İslam dünyasına gönderilenler arasında en az 41 çeşit bitki kökenli, 8 çeşit tekstil kökenli, 12 çeşit madeni eşya ile 6 farklı ham metal, kereste, porselen, fildişi benzeri eşya bulunur. Üstelik bu liste sadece Yahudi tüccarlar tarafından ticareti yapılan mallar listesidir. S. D. Goitein, Studies in Islamic History and Institutions, Leiden, 1968, s. 339-341.

  • Bunun tersine bir güzergâh ise haluk adı verilen çok pahalı parfümler için geçerliydi. Araplar tarafından üretilen ve hammaddeleri Hindistan, Çin, İran, Doğu Afrika, Yemen gibi farklı yerlerden temin edilerek Arabistan’da hazırlanan haluk, Medine, Mekke üzerinden bazen kara bazen de deniz yoluyla Aden’e getiriliyor ve buradan Hint, Çin, İran ülkelerine ihraç ediliyordu. Kâğıt ise Mısır’dan gelerek yine Aden üzerinden Batı Hindistan’daki liman kentlerine sevk edilmekteydi. 800’lü yıllardan itibaren Yemen üzerinden geçen bir köle yolu da oluşacaktı. Ziyâdî Hanedanlığı’nın kurduğu bu sistemde Hint köleler, Doğu Afrika limanlarından getirilen Bantu köleler ve Zeyla’da toplanan Habeş, Somalili köleler Aden’e getiriliyor, buradan büyük bir siyahî köle pazarına sahip olan Zebîd şehrine aktarılıyorlardı. Kölelerin büyük bir bölümü buradan Mısır ve Irak bölgesine gönderiliyordu. İçlerinden seçilen en güzel görünümlü ve yeteneklileri ise, en seçkin köle eğitim merkezi olan Medine’ye gönderiliyorlardı. Medine’de Arapça dili, diksiyon, görgü kuralları ve şehre has sıkı bir şarkı tekniği eğitimine tabi tutulduktan sonra fahiş fiyatlarla Bağdat ve Kurtuba gibi metropol şehirlerin saray çevrelerine satılıyorlardı. İTHAL EDİLEN MALLAR Yemen, esasında kendi kendine yeten bir ekonomiye sahipti. Ancak, gerek sahip olmadığı bazı ürün ve hammaddeler için ve gerekse temel ihtiyaçların ötesinde, lüks ihtiyaçları tatmin için dış dünyayla satın almaya yönelik bağlantılarını da muhafaza etmekteydi. Gereksinim duyduğu malların bir kısmını zaten bulunduğu konum itibarıyla kolayca temin edebiliyorken başka bazı malları ayrıca bir çaba göstermek suretiyle getirtmekteydi. Kendi hububatının yetersiz olduğu bazı kuraklık yıllarında Mısır’dan tahıl ithal etmekteydi. Ortaçağ Yemen’inin şekerkamışı ürettiğine dair kaynaklarda bir 155 Bakır, Taş ve Toprak Mamulleri Sanayi, s. 83. 156 Utku, Kızıldeniz, s. 320. 157 S. D. Goitein, A Mediterranean Society I, Economic Foundations, Berkeley, 1967, s. 81. 158 Lombart, İslamın Altın Çağı, s. 270-271. 160 Lombart, İslamın Altın Çağı, s. 224. veriye rastlamadım. Zaten Makdîsî, Yemen’in tüm şekerinin Huzistan (Irak-ı Acem)’dan geldiğini söyler. Tekstil boyamada kullanılan zâc, Erdebil’den getirilmekteydi. Tekstil üretiminde çok iyi bir konumda olmasına rağmen bu ülke, Bicâne (Endülüs / İspanya şehri)’de üretilen paltolara (ridâ) da talip idi. Aynı şekilde, kendi cam üretimi yeterli olduğu halde Yemen’in Halep işi zücaciyeye de talebi vardı. Firûzâbâd’dan Yemen’e şişeler içerisinde gülsuyu gönderiliyordu. Hazar Denizi’nin güneyindeki Cürcan ise, ürettiği ipek eşarpların bir kısmını bu ülkeye ihraç ediyordu. Kanton (Kuang-chou) ve Zeytun (Quanchou) şehirlerinde imal edilmiş Çin porselenlerine de Yemen’den talep vardı. Enteresan bir diğer husus ise, o dönemlerde dünyanın geri kalanında Yemen kılıçlarından övgüyle bahsedilirken Yemen’de Hint yapımı beyaz kılıçlar ile siyah cevherli, başları enli Hint yapımı mızraklardan bahsedilmesiydi. YEMEN’İN AKTİF TİCARETİ VE YEMENLİ TÜCCARLAR Yemen ticaret piyasasının bir başka boyutu, yabancı ülkelerle temas halindeki Yemenli tüccarlar olgusudur. Bu ülkenin girişimci, üretken ve çalışkan insanları sadece ülkelerinin konumu itibarıyla sahip olduğu avantajlarla yetinmemişler ve devamlı surette bu avantajlarının sürdürülebilirliğini sağlamak adına yeni ticari bağlantıların peşinde olmuşlardır. Erken devirlerden itibaren Yemenli tüccarlar, Afrika Boynuzu’ndan başlayarak güneye doğru inen kıyılar boyunca sıralanmış liman kentlerine yerleşmişlerdi bile. 900’lü yıllarda Madagaskar Adası (Cezîretu’l-Kamer)’nda birkaç ticaret kolonisi kurmaya da 162 Ebu Dülef, Rıhle, haz. Serdar Gündoğdu, Ebu Dülef’in İran Seyahatnamesinin Tercümesi, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Erzurum, 2013, s. 34. 164 Sâdî-i Şirazî, Gülistan, s. 104. 165 İstahrî, Kitâbü’l-Mesâlik ve’l-Memâlik, s. 151-152. 167 İbn Battuta, Tuhfetü’n-Nuzzâr, II, s. 901. 168 İbn Kesîr, Yemen’de geniş çaplı bir istila faaliyetinde bulunan ve 1081 yılında öldürülen Süheylî’nin şiirlerine yer vermiştir. Bu şiirlerden birisinden anlıyoruz ki, Hint yapımı kılıç ve mızraklar Yemen’deki çarpışmalarda kullanılıyordu, İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, haz. Mehmet Keskin, İstanbul, 1994, XII, s.250.

  • 13. yüzyılda adanın kuzeyi Müslümanlaşmaya başlamış olup dört farklı yönetici (imam) tarafından kontrol ediliyordu. Madagaskar Yemen’e kendi ürünlerini (küçük el sanatları mamulleri, balina yağı) gönderirken, buradan da yemek üzere bol miktarda pirinç ve deve alıyordu. 10. yüzyılın sonlarında, günümüz Cibuti ve Somali ülkelerine ait olan kıyı bölgelerde ya da Mısır’a ait olan Ayzab şehrinde Yemenli tüccarlara rastlanıyordu. Aynı şekilde, Basra Körfezi’nde bulunan Hürmüz ve Kiş adalarında da Yemenli tüccarlara sık rastlanmaktaydı. Birçok seyyah, Hint Okyanusu üzerinde uzak ülkelere seyreden gemilerle ilgili anlatılarında Yemenli tüccar yolculara da değinirler. Kaya tuzu üreten ve bunun geniş çapta ticaretini yürüten Yemenli tacirler, Arabistan Yarımadası’nda tuz ticaretini de tekellerinde tutuyorlardı. Bazen çok uzak bölgelerde de Yemenli tüccarlar aktif biçimde faaliyetlerine devam ediyorlardı. İbn Havkal, Erdebil (İran Azerbaycanı’nda)’e 12 fersah uzaklıkta bir alanda kurulan ve 3 fersah uzunlukta bir alana yayılmış olan olağanüstü büyüklükteki bir fuar alanında Yemenli tüccarların da bulunduğunu kaydetmiştir. Daha önceki yüzyılda ise Yakubî, Kuzey Afrika’daki Berkâ şehrine yalın olan Veddân beldesinde hurma üretimi ve ticaretiyle uğraşan, yine tekelci bir tüccar topluluğundan söz eder. Ancak anlaşıldığı kadarıyla bu Yemenli tüccar grubu artık Veddân’a yerleşmiş, buranın halkı olmuştur. İŞ VERİMLİLİĞİ Yemen, coğrafi konumunun kendisine sağladığı avantajların yanında, muson yağışı, sıtma, aşırı sıcaklar gibi, yine coğrafyayla ilgili dezavantajları da bünyesinde barındıran bir memlekettir. Teamülde sabah namazının hemen 169 el-Habîb el-Cünhânî, “İslam’ın ilk Asrında Dünya Ticaretinin Canlanmasında Umman’ın Rolü”, çev. Abdulhalık Bakır, (Ortaçağ Tarihi Metinlerine Dair Çeviriler – 1 içerisinde), Ankara, 2008, s. 693. 170 Marko Polo, II, s. 182. 171 Marko Polo, II, s. 182; René Sédillot, Değiş Tokuştan Süpermarkete, çev. Esat Mermi Erendor, Ankara, 2005, s. 121. 172 Bkz. Hudûdu’l-Ȃlem, s. 125; Baypars Tarihi, çev. Şerafeddin Yaltkaya, İstanbul, 1941, s. 16. 173 Tuledalı Benjamin, s. 80. 174 İbnü’l-Esir, el-Kâmil fi’t-Târih, IX, s. 156. 175 Bakır, Madencilik ve Maden Sanayi, s. 161. Yemenli tüccarların yanlarında çalıştırılan ve tuz paketleme, taşıma işlerini yürüten emekçilere zela denmekteydi. 177 Ya’kûbî, Kitâbü’l-Buldân, çev. Murat Ağarı, İstanbul, 2002, s. 116-117. sonrası ile güneşin yaklaşık bir mızrak boyu yükselmesiyle başlayıp ikindi sonlarına dek sürmesi gereken iş mesaisi bu ülkenin belli bölgelerinde muson yağmurlarının şiddetini arttırdığı yaz aylarında ciddi biçimde sekteye uğrar. İbn Battuta, Yemen’de çalışma kapasitesini düşüren bu yağışların olumsuz etkisinden bahsetmektedir: “… Yaz mevsiminin en sıcak zamanlarında ve genelde öğleden sonra tüm pazar yerleri boşalır, dükkânlar kapatılır, insanlar evlerine çekilirler. Çünkü yağan şiddetli yağmurlar iş yapmayı engeller…” Haddizatında bu şiddetli yağmurların olumsuz etkisi tahmin edilenden çok daha yüksektir. Yalnızca işyerine gitme-gelme işini engellemesinin haricinde, açık alanda icra edilen her türlü iktisadi faaliyeti bir süreliğine sekteye uğratır. Bu faaliyetler arasında ekim-dikim işleri (tarımsal etkinlikler), keçi, koyun, deve otlatmak (hayvancılık), kervan yolculuğu (ulaşım / lojistik), akik vs. madencilik veya üstü açık tabakhanelerde çalışmak (işletmecilik) bulunur. Yengeç Dönencesi’nin güneyinde yer alan bu ülke için iş verimini olumsuz etkileyen bir diğer amil ise aşırı sıcaklardır. Deniz kıyısında olması hasebiyle (sıcaklık + nem) Aden şehri bu olumsuzluğu tümüyle hisseder. Öğlen saatlerinde çarşıda ya da limanda iş yapmak bazen imkânsızlaşır. Böyle bir saik, ahalisinin tamamının ticaretle hemhal olduğu bir şehir açısından görmezden gelinemeyecek derecede önemlidir. Filhakika, Aden şehri yerleşim yeri olmaya hiç de müsait olmayan bir alandadır. İnsanları bu boğucu yerde yaşamaları için motive eden şey, ticaretin sunduğu kazanç olanaklarıdır. Böylelikle dünyanın dört bir tarafından gelen girişimci ruha sahip, içi hırs dolu tüccarlar, bu yiyecekiçecek maddelerin hep dışarıdan getirildiği, suyun çok pahalı olduğu şehre doluşurlar. Aden, baharat ticaretinde neredeyse bir monopol oluşturan Karimî tüccar birliğinin merkezine dönüşmüştür. Şehirde, Siraflı (Fars asıllı), Mağribli, Hint, Çin, Yahudi, Harranlı veya Mısırlı tüccarlara rastlamak gayet olağandır. Tüccarların haricindeki sakinlerinin de tamamının meslekleri ticarete endekslidir: Vekil-i tüccar / şehbender ve başka üst düzey yöneticiler, ticari mahkeme görevlileri, gümrük ve liman personeli, ticaret mallarını taşıyan / yüklenen hamallar, devesini kiraya veren bedeviler, dışarıdan gıda maddesi 179 İbn Battuta, Tuhfetü’n-Nuzzâr, I, s. 356, 387. Marco Polo, Şihr şehrinin de yiyecek ve içeceğini buraya bedevilerin getirdiklerini ve fiyatlandırma hususunda da insafsız davrandıklarını söyler, Marko Polo, II, s. 188. 180 Özdal, Ortaçağ Ekonomisi ve Müslüman Tüccarlar, s. 458-460. getirip satan bedeviler, mülkünde bulunan ofis ve malzeme depolarını kiralayan gayrimenkul zenginleri, havale ve finansmanlık ile exchange hizmetleri sunan sarraflar, misafir tüccarlara gündelik barınma mekânları sağlayan han sahipleri, hatta denizciler için hizmet sunan fahişeler. Makdîsî, Aden’de fuhşun bu denli alenileşmesini yadırgıyordu. Günümüz Yemen’inin iş performansı düşürücü en önemli problemlerinden birisi olan kat (Catha Edulis) kullanımının Ortaçağ’daki yaygınlığına dair kaynaklarda herhangi bir bilgiye rastlamadım. Ama biliniyordu. Kitâbu’s-Saydana’daki kayıt, kat’ın daha çok farmakolojik etkilerine gönderme yapmaktadır. Belki verim arttırıcı olabilecek, aynı zamanda ticari meta olarak da değerlendirilebilecek olan diğer bir bitki olan kahvenin yaygınlaşması ise ancak 14. yüzyılın sonlarına tekabül edecektir. Üstelik bu dönemlerde kahvenin uyarıcı özelliğinden daha çok geceler boyu ibadet eden tasavvuf erbabı ve keşfedilmesine dair efsaneden yola çıkarsak eğer, çobanlar, göçebe bedeviler faydalanmışlardır. Bu tür alışkanlıkların haricinde de iş verimini etkileyebilecek insan kaynaklı müessirler söz konusudur. Yemen’de, özellikle kabile asabiyetinden kaynaklı bir öfke hâli, yabancılar tarafından hemen fark edilir. İlgilileri için bir ticaret rehberi olarak da ele alınabilen seyahatnameler, Yemen halkının genel anlamda asi yapılı ve bazı durumlarda kaba olabileceklerine dair, tüccarları uyarmaktadırlar. Her halükarda cesur olmanın yüceltildiği ve cenbiye (geleneksel Yemen hançeri) ile gezmenin mertlik sayıldığı bu ülkede suç oranının yüksekliği ve cinayet işlemenin – Ortaçağ’da bile olsa– muadili olan başka yerlere kıyasla biraz daha sıradanlaşması beklenebilir. Diğer yandan, Kızıldeniz’in mercan resifleri, doğudaki Rubu’l-Hali Çölü kadar haramilik faaliyetleri de ticaret güzergâhlarında sapmalara neden olur. Böyle gereksiz biçimde yolların uzaması, enerji ve zaman kaybı ile fazladan iş yükü anlamına gelmektedir. Deniz ticaret rotalarını tehdit eden korsanlık faaliyetlerinin yoğunlaştığı iki ana nokta vardır: Adayı üs olarak kullanan korsanların cirit attığı Sokotra açıkları ve Somali korsanlarının ufak çaplı terör estirdikleri Berbera Körfezi. Ancak bu korsanlık aktiviteleri, ticaret rotalarını saptırmıyordu. Bu durum karşısında gemi 183 Gırnatî, Tuhfetu’l-Elbâb, s. 106. sahipleri, çok sayıda geminin konvoy halinde sefere çıkması ve beraberlerinde küçük bir silahlı muhafız grubunu taşımaları şeklinde çözümler üretmişlerdi. SONUÇ Günümüzde Yemen, doğal kaynakları açısından Ortaçağ’a kıyasla daha kötü bir durumda değildir. Hatta petrol, doğalgaz gibi yeni kaynaklar keşfetmiş, kahve benzeri yeni ürünler kazanmış, teknolojinin yardımıyla da balıkçılık ve tarımsal üretim kapasitesini de yükseltme şansı elde etmiştir. Tarihi (örneğin Sana şehri) ve doğa güzellikleri (Sokotra Adası) açısından hiç de yabana atılmayacak turizm potansiyeline sahiptir. Dahası Aden gibi, hâlâ dünyanın en stratejik limanlarından birisine sahiptir. Oysa bugün Yemen, dünyanın en geri kalmış ve kişi başına düşen gelir bakımından en fakir ülkelerinden birisidir. Ortaçağ’ın en zengin ülkelerinden olan; gelirlerini sınaî üretim, tarımsal üretim, ticari mübadele, taşımacılığı içine alan geniş bir yelpazede elde eden ve dünyanın ilk apartmanlarının inşa edilmiş olduğu Yemen’in şimdiki duruma nasıl geldiği mevzuu düşündürücüdür. Geçen birkaç yüzyılda ülkenin konumunun bu şekilde farklılaşmış olması, Jared Diamond’a ait olan insanların kaderlerini yaşadıkları coğrafyaya bağlayan görüşün de, onu şiddetle eleştiren Daron Acemoğlu ve James A. Robinson’un ortaya attıkları Ulusların Düşüşü Teorisi’nin de daha sağlam temellere dayandırılmaları doğrultusunda yeniden tartışmaya açılmalarını salık vermeye muktedir bir durumdur. Yemen, geçen yüzyıllar içerisinde marjinal bir toplumsal dönüşüm de yaşamamıştır. Bu ülkeyi şu anki durumuna sürükleyen sebepleri kendi iç dinamiklerinde, fazla derinlerde aramanın pek bir manası yoktur. Sebepler dışarıda aranabilir. Bu ülke, düşünülenin aksine, dış etkilere her zaman açık olmuştur. KAYNAKÇA - Ahmed, Lebîd İbrahim, “İslam Ortaçağında Basra Körfezi’nin Tarihsel Kaynakları”, çev. Abdulhalık Bakır, (Ortaçağ Tarihi Metinlerine Dair Çeviriler – 1 içerisinde, s. 617-636 arasında), Ankara, 2008. - Bakır, Abdulhalık, “Ortaçağ İslam Dünyasında Deri, Tahta ve Kağıt Sanayi”, Belleten, C: LXV. S. 75-160, Ankara, Nisan - 2001. - Bakır, Abdulhalık, Ortaçağ İslam Dünyasında Itriyat, Gıda, İlaç Üretimi ve Tağşişi, Ankara, 2000. - Bakır, Abdulhalık, Ortaçağ İslam Dünyasında Madencilik ve Maden Sanayi, Ankara, 2002. - Bakır, Abdulhalık, Ortaçağ İslam Dünyasında Taş ve Toprak Mamulleri Sanayi, Ankara, 2001. - Bakır, Abdulhalık, Ortaçağ İslam Dünyasında Tekstil Sanayi, GiyimKuşam ve Moda, Ankara, 2005. - Baypars Tarihi, çev. Şerafeddin Yaltkaya, İstanbul, 1941. - Bedîü’z-Zamân el-Hemedânî, Makâmât, haz. Rahmi Er, Bedîü’z-Zamân el-Hemezânî ve Makâmeleri, İstanbul, 1994. - el-Bekrî, Ebu Ubeyd Abdullah b. Abdulaziz, el-Mesâlik ve’l-Memâlik, haz. Mehmet Saltan, el-Mesâlik ve’l-Memâlik’in Tercüme ve Değerlendirmesi, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Gaziantep Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Gaziantep, 2015. - Bîrûnî, Ebu’r-Reyhan Muhammed b. Ahmed el-Harezmî, Âsâru’lBâkiye ani’l-Kuruni’l-Hâniye, çev. Ahsen Batur, Maziden Kalanlar, İstanbul, - Bîrûnî, Ebu’r-Reyhan Muhammed b. Ahmed el-Harezmî, Kitâbu’sSaydana fi’t-Tıb, çev. Esin Kâhya, Ankara, 2011. - Buzurg b. Şehriyâr Râmhürmüzî, ʼAcâibü’l-Hind, çev. Can Ceylan, İstanbul, 2009.

  • - Câhız, Ebu Osman Amr b. Bahr, Kitâbu’l-Evtân ve’l-Büldân, çev. Abdulhalık Bakır, “Yurtlar ve Ülkeler”, (Ortaçağ Tarihi Metinlerine Dair Çeviriler - 2 içerisinde, s. 203-231 arasında), Ankara, 2008.

  • - Câhız, Ebu Osman Amr b. Bahr, et-Tebassur bi’t-Ticâre, çev. M. Mahfuz Söylemez, “Câhız’ın et-Tebessur bi’t-Ticâre Adlı Risâlesi”, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, S. 42, s. 305-331, Ankara, 2001.

  • - Chittick, Neville, “East African with the Orient”, Islam and the Trade of Asia, A Colloquium, ed. D. S. Richards, s. 97-104, Oxford, 1970.

  • - el-Cünhânî, el-Habîb, “İslam’ın ilk Asrında Dünya Ticaretinin Canlanmasında Umman’ın Rolü”, çev. Abdulhalık Bakır, (Ortaçağ Tarihi Metinlerine Dair Çeviriler – 1 içerisinde, s. 681-701 arasında), Ankara, 2008.

  • - ed-Dımaşkî, Ebu’l-Fazl Caʼfer b. Ali, el-İşâre ilâ Mehâsini’t-Ticâre, çev. Abdulhalık Bakır, “Ticaretin Güzelliklerine İşaret”, (Ortaçağ Tarihi Metinlerine Dair Çeviriler – 1 içerisinde, s. 473-540 arasında), Ankara, 2008.

  • - Ebu Dülef, Mi’sar b. Mühelhil Hazrecî Yenbuî, Rıhle, haz. Serdar Gündoğdu, Ebu Dülef’in İran Seyahatnamesinin Tercümesi, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Erzurum, 2013.

  • - Gerdîzî, Ebu Said Abdulhay b. ed-Dahhâk, Zeynü’l-Ahbâr, haz. Öznur Alkan, Zeynü’l-Ahbâr’ın Tercüme ve Değerlendirmesi, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Gaziantep Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Gaziantep, 2014.

  • - Gırnatî, Ebu Hamîd Muhammed b. Abdurrahim, el-Mu’rib an Ba’zı ‘Acâibi’l-Mağrib, haz. Seher Arslan, el-Gırnatî’nin el-Mu’rib Adlı Eserinin Çevirisi, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Gaziantep Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Gaziantep, 2014.

  • - Gırnatî, Ebu Hamîd Muhammed b. Abdurrahim, Tuhfetu’l-Elbâb ve Nuhbetu’l-A’câb, haz. Fatih Sabuncu, Gırnatî Seyahatnamesi, İstanbul, 2011.

  • - Goitein, Shelomo D., A Mediterranean Society I, Economic Foundations, Berkeley, 1967.

  • - Goitein, Shelomo D., Studies in Islamic History and Institutions, Leiden, 1968.

  • - Goitein, Shelomo D., Yahudiler ve Araplar: Çağlar Boyu İlişkileri, çev. Nuh Arslantaş - E. Buket Sağlam, İstanbul, 2011.

  • - Grohmann, A., “Yemen”, MEB İA, C: XIII, s. 372-373, Eskişehir, 2001.

  • - Hamdullah Müstevfî el-Kazvînî, Nuzhetu’l-Kulûb, haz. Muharrem Hamza, Hamdullah Müstevfî ve Eseri Nuzhetu’l-Kulûb, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Van, 2008.

  • - el-Hemdânî, İbnu’l-Haik Hasan b. Ahmed, Sıfatu Cezîreti’l-Arab, haz. David Heinrich Müller, ed. Fuat Sezgin, (İslamic Geography içerisinde), Frankfurt, 1993.

  • - Heyd, William, Yakındoğu Ticaret Tarihi, çev. Enver Ziya Karal, Ankara, 1975.

  • - el-Himyerî, Ebu Abdullah Muhammed, Ravzü’l-Miʽtâr fî Haberi’l- Aktâr, thk. İ. Abbas, Beirut, 1975.

  • - Hizmetli, Mustafa, Tarihte Şehir ve Pazar, Ankara, 2012.

  • - Hudûdu’l-Ȃlem mine’l-Meşrik ile’l-Mağrib, haz. V. Minorsky, çev. Abdullah Duman - Murat Ağarı, İstanbul, 2008.

  • - İbn Battuta, Ebu Abdullah Muhammed Tancî, Tuhfetü’n-Nuzzâr fî Garâibi’l-Emsâr ve Acâibi’l-Esfâr, çev. A. Sait Aykut, Seyahatname I-II, İstanbul, 2004.

  • - İbn Bîbî, el-Hüseyin b. Muhammed b. Ali el-Ca’ferî er-Rugadî, el- Evâmiru’l-Alâiye fî Umûri’l-Alâiye I-II, haz. Mürsel Öztürk, Ankara, 1996.

  • - İbn Cübeyr, Rıhletü’l-Kinanî, çev. İsmail Güler, Endülüs’ten Kutsal Topraklara - Seyahatname, İstanbul, 2008.

  • - İbn Garsiyye, Ebu Âmir Ahmed b. Garsiyye el-Beşkenşî, Risâletu Ebî Âmir bi Garsiyye fi’ş-Şuubiyye, (Nevâdiru’l-Mahtûtât – I içerisinde, s. 245-254 arasında), thk. Abdusselam M. Harun, Kahire (Mektebetu Mustafa el-Babi elHalebi), 1972.

  • - İbn Havkal, Ebu’l-Kâsım Muhammed el-Bağdadî, Sûretü’l-Arz, çev. Ramazan Şeşen, 10. Asırda İslam Coğrafyası, İstanbul, 2014.

  • - İbn Hurdazbih, Kitâbü’l-Mesâlik ve’l-Memâlik, çev. Murat Ağarı, Yollar ve Ülkeler Kitabı, İstanbul, 2008.

  • - İbn Kesîr, Ebu’l-Fidâ İsmail İmâdü’d-dîn İbn Ömer ed-Dımışkî, el- Bidâye ve’n-Nihâye fi’t-Tarih 1-14, haz. Mehmet Keskin, İstanbul, 1994.

  • - İbn Ruste, Ebu Ali Ahmed b. Ömer, el-‘Alaku’n-Nefîse, ed. Fuat Sezgin, (Islamic Geography içerisinde) Frankfurt, 1992.

  • - İbnü’l-Esir, Ebu’l-Hasan İzzeddîn Ali b. Ebi’l-Kerem Muhammed el- Cezerî, el-Kâmil fi’t-Târih I-X, çev. Ahmet Ağırakça, Abdulkerim Özaydın ve diğ., red. M. Tulun, İstanbul, 2008.

  • - İbnü’l-Fakih, Ebu Bekr Ahmed b. Muhammed el-Hemedanî, Kitâbü’l- Büldân, thk. Yusuf Hâdi, Beirut (Ȃlemü’l-Kütüb), 1996.

  • - İbnü’l-Mücâvir, Ebu’l-Feth Cemâleddîn Yusuf b. Yakub, Târihü’l- Mustabsır, neşr. Oscar Löfgren, Leiden (E. J. Brill), 1954.

  • - İdrisî, Ebu Abdullah Muhammed et-Tâlî, Nüzhetü’l-Müştâk fî İhtirâki’l- Ȃfâk I-II, Kahire, 1994.

  • - İstahrî, Ebu İshak İbrahim b. Muhammed el-Fârisî el-Kerhî, Kitâbü’l- Mesâlik ve’l-Memâlik, çev. Murat Ağarı, Ülkelerin Yolları, İstanbul, 2015.

  • - Kalkaşendî, Ebu’l-Abbâs Şehâbeddîn Ahmed b. Ali, Subh’l-Aʼşâ fî Sınâʼati’l-İnşâ I-XIV, thk. Muhammed Hüseyin Şemseddîn, Beirut (Dâru’lKütübi’l-İlmiyye), 1987.

  • - Kudame b. Cafer el-Bağdadî, Kitâbu’l-Harâc ve Sınaatü’l-Kitâbe, thk. Muhammed H. Zebidi, Bağdat (İntişaratu Dâru’r-reşîd), 1981.

  • - Lombart, Maurice, İslamın Altın Çağı, çev. Nezih Uzel, İstanbul, 2002.

  • - Lopez, Robert Sabatino - Irwing W. Raymond, Medieval Trade in the Mediterranean World, New York, 1990.

  • - Makdîsî, Ebu Abdullah Muhammed b. Ahmed, Ahsenü’t-Tekâsîm fî Maʽrifeti’l-Ekâlîm, çev. Ahsen Batur, İslam Coğrafyası, İstanbul, 2015.

  • - Mazaherî, Ali, Ortaçağda Müslümanların Yaşayışları, çev. Bahriye Üçok, İstanbul, 1972.

  • - el-Mekkî, Ebu Talib Muhammed b. Ali el-Harîsî el-Acemî, Kûtu’l- Kulûb fî Muâmeleti’l-Mahbûb ve Vasf-ı Tarîkı’l-Murîd ilâ Makâmı’t-Tevhîd IIV, çev. Yakup Çiçek - Dilaver Selvi, Kalplerin Azığı, İstanbul, 2014.

  • - Mesudî, Murûcu’z-Zeheb, çev. Ahsen Batur, İstanbul, 2005.

  • - Mez, Adam, İslam’ın Rönesansı: Onuncu Yüzyılda İslam Medeniyeti, çev. Salih Şaban, İstanbul, 2014.

  • - Middleton, John, The World of the Swahili, New Haven (Yale Univ. Press), 1992.

  • - Nâsır-ı Husrev, Sefernâme, çev. Abdülvehap Tarzi, İstanbul, 1950.

  • - el-Ömerî, Ebu’l-Abbas Şihâbeddîn Ahmed b. Yahya İbn Fazlullah, Mesâliku’l-Ebsâr fî Memâliki’l-Emsâr, III. cildin ilgili kısmını çeviren: Ahsen Batur, Türkler Hakkında Gördüklerim ve Duyduklarım, İstanbul, 2014.

  • - Özdal, Ahmet N., Ortaçağ Ekonomisi ve Müslüman Tüccarlar (X-XIV. Yüzyıllar), İstanbul, 2016.

  • - Özdal, Ahmet N., “Ortaçağ İslam Dünyasında Farklı İşletmecilik Türleri ve Organizasyonel Yapıları – Bir Taslak”, Marmara Türkiyat Araştırmaları Dergisi, C: I, S: I, s. 73-95, İstanbul (Marmara Üniversitesi Yayınları), Bahar-2014.

  • - Özdal, Ahmet, Türklerin Savaş Sanatı: Aldatıcı Taktikler, Farklılaşan Stratejiler, İstanbul, 2008.

  • - Sâlih, Subhî, İslam Kurumları, çev. İbrahim Sarmış, İstanbul, 1999.

  • - Sédillot, René, Değiş Tokuştan Süpermarkete, çev. Esat Mermi Erendor, Ankara, 2005.

  • - Serjeant, Robert Bertram, “The Ports of Aden and Shihr”, Studies in Arabian History and Civilisation, London, 1981.

  • - Süleyman et-Tâcir, Ahbârü’s-Sîn ve’l-Hind, (Ebu Zeyd el-Hasan b. Yezîd es-Sirâfî’nin Zeyli ile birlikte), çev. Ramazan Şeşen, İstanbul, 2012.

  • - Tomar, Cengiz, “Resûlîler”, DİA, C: XXXV, s. 1-2, İstanbul, 2008.

  • - Tomar, Cengiz, “Zebîd”, DİA, C: XLIV, s. 165-167, İstanbul, 2013.

  • - Utku, Nihal Şahin, Kızıldeniz – Çöl, Gemi ve Tacir, İstanbul, 2012.

  • - Ya’kûbî, Ahmed b. Ebû Ya’kûb, Kitâbü’l-Buldân, çev. Murat Ağarı, Ülkeler Kitabı, İstanbul, 2002.

                                                                                                                                                                                                        
  • Article Statistics